15 Aralık 2011 Perşembe

Ali Ece ve O'nun Socrates'i (YeniDüzen - 14 Aralık Yazısı)


Aslında bu hafta malum Liverpool gezisi hakkında bir şeyler karalamayı düşünüyordum. Fakat geçtiğimiz iki haftadır futbolun üzerinde dolaşan kara bulutlar, Gary Speed’i alarak yetinmemiş, Socrates gibi bir sembolü de aramızdan almıştı. Hem de gönül verdiği Corinthians’ın şampiyon olduğu günün sabahında.
Yaş itibarı ile dünya gözüyle canlı izleyemediğim bir oyuncu oldu Socrates. Fakat futbol söz konusu olduğunda kimseyi onun kadar zevkle dinleyemeyeceğimi her daim söylediğim Ali Ece sayesinde onun nasıl bir futbolcu, nasıl bir insan ve hepsinden önemlisi nasıl bir beyin olduğunu son yıllarda anlamış oldum.
Bu sayede benim için Socrates her zaman Ali Ece olmuştur. Kafasındaki bandı, düşüncelerini ve anlattıklarını her görüp dinlediğimde, Socrates’in hiç görmediğim çalımlarını, paslarını, gollerini ve kaptanlığını canlandırırım kafamda. Dedesi nur içinde yatsın Ali abinin, eminim o da şimdi George Best ile beraber Socrates’in gelişine sevinmiştir yukarıdan. Socrates hakkında biraz bilgi paylaşmak istiyorum bu satırlarda. 30-40 yaş arasındaki okuyucularımız onu hatırlıyorlardır muhtemelen ama, elimden geldiği kadar bir şeyler de ben karalamak istedim.
1954 yılında hayata geldi Socrates, şimdiki döneme kıyasladığımız zaman geç denilebilecek bir yaşta, 20 yaşında profesyonel oldu. Corinthians takımında 300’e yakın maça çıkarak bir sembol haline geldi. Bu dönemde okulunu da ihmal etmedi Brezilyalı. Tıp Fakültesinden mezun olarak, bir futbolcu için imkansız görülen bir şeyi gerçekleştirdi, o bir doktordu artık. İşin daha da ilginci, bu başarıyı futbol oynadığı dönemde, futbol ile beraber yakalamasıydı. Futbol hayatını sonlandırdıktan sonra da doktorluk yaptı, çeşitli gazetelere köşe yazıları yazdı. Fakat bu yazılar her zaman futbol üzerine olmuyordu. Entellektüel kişiliği ile bilinen Socrates, siyaset ve ekonomi üzerine yazılar yazıyordu. Ölmeden hemen önce de 2014 Dünya Kupası üzerine bir kitap hazırlığı içindeydi. Rahat yaşamayı seviyordu, özgürlüğü seviyordu Socrates. Ne de olsa çocukluk idolleri Che Guevera, Fidel Castro ve John Lennon olmuştu hep.
1982 Dünya Kupası’nı izleyenler kendilerini her zaman şanslı hissetsin. Portakal’da vitamin olduğum dönemlere denk gelen bu kupada Zico ve Socrates gibi iki dünya devini aynı forma altında izledikleri için bugün Socrates’in ölümünden dolayı en çok üzülenler onlar aslında. Ben de kendi adıma Ali Ece gibi abilerimi anlamaya çalışıyorum, onların ve tüm özgür Brezilya halkının acısını paylaşıyorum. Kafasındaki bantta taşıdığı gibi, tüm dünyaya “Justice” yani adaletin bir gün gelmesi dileğiyle... Bedenler ölür, düşünceler baki kalır... Huzur içinde yat Socrates...

Udinese 1-1 Celtic (Avrupa Ligine Veda)


İyi oynadığımız bir maç, yine istemediğimiz bir sonuç. Her zaman söylüyoruz, takım iyi yolda diye.
Maçın adamını seçecek olursak, kalecimiz Forster diyebilirim.
İtalya Seria A'da, Juventus ile liderliği paylaşan bir ekibe karşı 2 maçta da üstün oynayarak, 2 beraberlik elde etmek, galibiyeti kaçırmak.
Lige dönelim artık, önümüzdeki sezon Şampiyonlar Ligi hayalini kurarak...

11 Aralık 2011 Pazar

Kasım Bereketi


Celtic, Kasım ayında oynadığı tüm maçları kazanarak, rakibi Rangers ile olan puan farkını kapatmayı başarmıştı. Bu dönemde iyi futbolunu bol golle süsleyen Celtic'te, Neil Lennon ayın menajeri olurken, St Mirren karşısında hat-trick yapan Gary Hooper ayın oyuncusu, as kadroya iyice yerleşen genç sol açık James Forrest ise ayın genç oyuncusu ödüllerini aldı.

Who Remembers Dean Ashton?


Most of the time, during the occasional meeting with the lads, the subject turns up to imaginary players that we would like to see in our clubs. Some prefers fast and tiny right or left backs, while others would like to have a bulky and muscular full back and some might prefer "flamboyant" midfielders. Apart all of these, I always imagine a striker with power, pace and force.

There are couple of players I've imangined who wore the jerseys of some Premier League teams so far. Currenly, my favorite one is Holt, playing for the newly promoted Canaries, Grant Holt. Although he is 30 years of age right now, he is on top of his careers, in which he has scored 2 of his team's 4-2 win against the Magpies. Other favorite striker plays in his first team after a couple of tries down in England, Gary O'Connor. He is 28 years of age, currently a bit down on his career, but ceratinly a finisher inside the box.

But the player I would like to remind you is not playing anymore unfortunately. Dean Ashton of West Ham United, who retired early in his career because of the injuries, could be a big Number 9 for the Three Lions who were searching for a kind of talent so far for the big tournaments.


He was very talented, very strong and fast inside the box. Although I don't remember his days at Norwich, scoring 20 goals in 44 games in just a season, were the right reason for West Ham to acquire such a player. His West Ham days weren't bad either, but unfortunate injuries have had blocked him to show the real Ashton to the fans of Irons. All we remember was his fabulous performance agains the Liverpool side at the FA Cup Final in 2006. After suffering 2 weeks witht he injuries, he came up and scored his team's second goal, however West Ham have lost the Cup on penalties.

In future, we will remember him with his blonde dyed hair, long socks upon his knees along with his white boots and his typical old-school british football style that made the North London crowds gone wild for a limited amount of time. The player has not involved in any part of football since he announced his retirement after suffering from an ankle njury about a year (he got injured in second week of 2008/09 season after scoring both goals of the opening week against 2-1 win over Wigan). He didn't play in any game of the 2009/10 season and announced his retirement in December 2010.


Although he got offered an assistant management position in Norwich last year, he didn't accept it and still
spending time with his family in his residence in Norwich. We still don't have any clue what so ever he's planning to do, but I'm sure we'll be hearing his name in the football industry soon.
Hopefully in the right and positive way.

P.S: A compilation about him below, hope you'll enjoy!
P.S: AND NOBODY FORGET HIS VOLLEY AGANST MANURE UTD! What a hit!


McDennis / 2011 December

Celtic 1-0 Hearts

   
Geçtiğimiz sezonun sonunda oynanan olaylı Hearts maçında teknik direktörümüz Neil Lennon akıl almaz bir taraftar saldırısına uğramış, fakat bu işten zararlı çıkan yine Celtic olmuştu.
Bir kaç sezondur şansımız tutmuyor başkent ekibine karşı. Bu sezonun başında da 2-0 mağlup olmuştuk deplasmanda, aynı zamanda o maçla birlikte Celtic bir düşüşe geçmişti.
Son zamanlarda toplarlandığımız ve arka arkaya galibiyetler aldığımız bu dönemde, Rangers maçı öncesi önemli bir sınavdı Hearts maçı. Takımın hafta içinde oynayacağı önemli bir UEFA Kupası maçı var, onun öncesinde de moral oldu bu maç.
Celtic zorlansa da, 20 yaşındaki Kenyalı orta saha oyuncusu Victor Wanyama'nın golü ile karşlaşmayı kazanmayı bildi. Genç oyuncu, kariyerinin ilk Celtic golünü de atmış oldu böylece. Sırtında Celtic kulübü için çok büyük bir anlam ifade eden 67 numaralı formayı taşıyan bir oyuncu için güzel bir gelişme olsa da, az kalsın tüm sihri mahvedecek bir hareket altına imza atıyordu Wanyama.
88. dakikada ceza sahası içinde yaptığı müdahale sonrası penaltı kazandı Hearts, fakat kaleci Forster penaltıya  geçit vermedi ve 3 puan bizim oldu.
Haftaya St Johnstone deplasmanı, ligde Celtic'i deplasmanda mağlup etmeyi başarmıştı St Johnstone. Bu açıdan benim çok çekindiğim bir karşılaşma olacak. 28 Aralık'ta oynayacağımız derbi öncesi 2 lig maçında da galip gelmemiz gerekiyor, bunu yapabilecek kadro ve inanç bizde mevcut.

10 Aralık 2011 Cumartesi

Christmas'a Girerken


Premier Ligde yılbaşı ve Christmas arası giderek yaklaşırken, not halinde bir şeyler paylaşalım kısa kısa, hepsi bu hafta oynanan maçlar ile ilgili;

- Arsenal, 125. yılını kutluyor. Bu vesile ile stat dışına heykelleri dikilen üç isim, Thierry Henry, Herbert Chapman ve Tony Adams. Henry de bugün maçı diğer efsaneler ile izleyen isimler arasındaydı. Arsenal karşılaşmada zorland, fakat son günlerin tehlikeli golcüsü Robin van Persie, olağanüstü bir golle Arsenal'ı galibiyete taşıdı. Arkasında gelen topa gelişine mükkemmel koyan Robin, 2011 sonuna kadar oynayacağı 4 maçta 4 gol atabildiği takdirde, Alan Shearer'ın elinde bulunan "bir takvim yılı içinde en fazla gol atan oyuncu" ünvanını da 37 gol ile almış olacak. Everton'da ise kötü gidiş sürüyor, bunu haketmiyorlar. Son dönemin iyi ismi Kıbrıslı Leon Osman da sakatlanınca, eksikliği hissedildi. Umarım Everton en kısa sürede toparlanır, David Moyes işini bilir.

- Elmander'in yerine Tuncay'ı takıma katan Bolton'un bu durumlara düşeceği bu transferden belliydi. Aston Villa'da ise Liverpool'a transfer olacağı söylentileri çıkan Petrov ise gollerini atmaya devam ediyor. Celtic döneminden sonra Martin O'Neill'in Villa'ya getirdiği oyunculardan biri olan Petrov'u izlemek gerçekten güzel. Eski hatıralar canlanıyor her seferinde.

- Manchester United ise Şampiyonlar Liginden komik bir şekilde elendikten sonra Wolves'u mağlup etti. Wolves'da çok uzun zamandır, hatta Hibernian döneminden beri takip ettiğim forvet Steven Fletcher'ın performansı beni mutlu ediyor. İskoç forvet son maçlarda gol bulmayı başarıyor, yaşı genç, fiziği ve hızı ayrıca hava hakimiyeti çok iyi. Böyle giderse yakın zamanda daha üst düzey bir kulübe transfer olabilir.

- Norwich'in kendi evinde Newcastle'ı mağlup etmesi sürpriz oldu, kuzey ekibi 3 haftadır puan alamıyor. İİşin enteresan tarafı ligde çok az gol yiyen bir ekip olan Newcastle'ın bu maç kalesinde 4 gol görmesi, Krul adına yazık oldu gerçekten. Demba Ba'nın 2 gollük çabası da sonuç vermedi. Norwich'in 4 golü de kafa ile atması çok ilginç, 2 gol bulan Holt da benim yakından takip ettiğim bir forvet, bana Dean Ashton'ı hatırlatıyor. Fizik ve bitiricilik açısından çok iyi, keşke bir 7-8 yaş daha genç olsaydı.

- Wigan ise enteresan bir biçimde 2 haftadır kazanıyor ve maç fazlasıyla olsa da küme düşme potasından uzaklaştılar. Roberto Martinez senelerdir hep bu sıralarda geziniyor, ama ilk kez Wigan geçen sezonlara oranla zaman zaman güzel bir futbol yansıtmayı beceriyor. İzlemek gerek, zira devamlılık zor iş Premier Lig'de.

- Son olarak Liverpool, yine baskılı oyun, yine bol pozisyonlar, yine bolca şut (15), ve yine direkler. Bu sefer Suarez'İn kafasından gelen gol ile haftayı 3 puan ile kapattık. Ama şu bir gerçek, sakatlanan ve uzunca bir süre oynamayacak olan Lucas'ın eksikliğini her maç hissedeceğiz. Ligde çıkış yakalamışken gelen Fulham mağlubiyeti sonrası bu galibiyet önemliydi, devamının gelmesi ise daha önemli.

6 Aralık 2011 Salı

Liverpool Memories

Sadece 1 gün sürmesine rağmen Liverpool ziyaretimiz unutulmazdı. Uzun bir post gireceğim yakında ama şimdi tek fotoğraf bu kalsın, yazı toparlanınca devam ederim.

5 Aralık 2011 Pazartesi

Gary (Speedo) Speed


Galler'in yetiştirdiği en iyi oyunculardan biriydi. Futbolculuğu ve ondan ziyade kişiliği ile insanları kendisine hayran bıraktı. Futbol hayatı sonrası Galler menajeri oldu ve takıma adeta sınıf atlattı.
Ama 27 Kasım sabahı hiç beklenmedik bir şeye imza attı Speedo. Bu hayattan, ecelini beklemeden, kendi rızası ile aniden göçüp gitti. Aklımızda beyefendi bir kişilik ve altta görülen bir gece önceden kalma tv programı görüntüleri kaldı.
Huzur içinde yat Speedo... Eminim hepiniz orada, mutlu bir hayat yaşıyorsunuz...



Bu tatsız ve beklenmedik olaya en çok üzülen futbolcular Craig Bellamy ve Shay Given oldu. Yıllarca aynı milli takım formasını terletmişti bu üçlü. Hatta bir dönem üçü birden Newcastle forması da giymişti. Given'ın gözyaşları, Bellamy'nin Manchester City maçında oynamak istememesi, büyük usta için bir saygı duruşuydu adeta...




R.I.P Gary Speed (8 September 1969 - 27 November 2011)

30 Kasım 2011 Çarşamba

Celtic 0-1 Atletico Madrid


Arda Atletico Madrid adına kariyerindeki ilk golü attı, Celtic 1-0 mağlup oldu.
Bula bula bu maçı mı buldun diyesim var. Maçı izleyemedim, yorumum yok.

Geçtiğimiz hafta St Mirren karşısında 5-0 kazandık, Hooper da hat-trick yaptı bu arada.
Ligdeki puan farkı da bir hafta içerisinde 12'den 4'e indi. Celtic bu dönemde 3 maçtan 9 puan çıkardı, Rangers ise 2 maçtan sadece 1 puan alabildi.

4 Kasım 2011 Cuma

Celtic 3-1 Rennes


Dün gece (03.11.2011) oynanan UEFA Avrupa Ligi maçında kendi sahasında Rennes'ı ağırladı Celtic. İlk 3 maçta 2 puan toplayabilmiştik, Madrid karşısında sezonu kötü açmış, daha sonra oynanan Udinese ve Rennes maçlarında ise sahaya çok iyi bir oyun ortaya koymamıza rağmen beraberliklerle yetinmek zorunda kalmıştık.
Kendi sahamızda kaybetmememiz gereken maçlardan biriydi Rennes maçı. İki ekibin de durumu aynı ve saha avantajı bizde, 3 puandan başka sonuç kabul edilemezdi zaten.

Maçın hemen başında, 2. dakikada golü buldu Rennes. Ama burada hep yazıyorum, bu takımın as forveti Stokes olmalı diye. Dizel makina gibi Stokes, öyle hemen açılamıyor ama randıman alınmaya başlayınca da durdurulamıyor. 3-5 maç sabredip üst üste oynatınca, durdurulması imkansız bir forvet oluyor. Samaras'ın daha ziyade forvet arkası destekleyen görüntüde yer aldığı bu son dönemde, Hooper ve Bangura önünde ilk adayım her zaman Stokes olacak.

Bunu da ispatladı zaten Stokes, ilk yarıda attığı 2 gol ile Fransız ekibin gardını düşürdü, 2. yarı oyuna giren Hooper ise kontra atak sonucu Samaras'ın harika pası sonrası golü buldu ve Celtic ilk 3 puanını aldı.

Uzun zamandır bloga yazı girmedik, içimden gelmiyordu ama yazarım artık arada.


16 Ağustos 2011 Salı

Week 4


CELTIC 5 - 1 Dundee Utd

Goals: Stokes
Hooper
Ki
Ledley
Forrest

10 Ağustos 2011 Çarşamba

Who Needs a Sir, When We Have a KING? (10/08/1977)


Tam 34 yıl önce, Celtic'in efsaneleri arasına girmiş bir isim Paradise'ın dışına adımlarını atarken, taraftarlara bir daha dönmemek üzere veda ediyordu.
Kafasında bu kararı vermişti, artık şansını İskoçya dışında denemek istiyordu. Onu daha önceki sezonlar da takımda görmek isteyen Bob Paisley, en sonunda Celtic menajeri Jock Stein'ı ikna etmeyi başarmıştı.


Kevin Keegan gibi bir yıldızını Hamburg'a gönderen Liverpool ise, 10 Ağustos 1977 tarihinde Kenny Dalglish'e imzayı attırıyor (üstteki foto), eline de efsane 7 numaralı formayı veriyordu. Efsanelerin cirit attığı takımda Sammy Lee, Ray Clemence, Emyln Hughes, Phil Thompson gibi adamlar vardı. Yine sezon başında takıma katılan bir diğer efsane İskoç, Alan Hansen da kadroda yer buluyordu. Toshack sezon ortasında evine, Swansea'ye dönecek, yerine bir diğer İskoç, Souness transfer edilecekti.
Bu kadro şampiyonluğu Nottingham Forest'e kaptırsa da, o sezon sürekli Keegan ile karşılaştırılan Kenny, imzasının üstünden sadece 3 gün sonra, 13 Ağustos'da 7 numaralı forma ile Wembley'e çıkacak (üstteki foto), ilk golünü ise 20 Ağustos'da oynanan ilk lig maçında M'Boro'ya atacakı.


O sezon oynadığı 62 maçta 31 gol atıp, 20 asist yapan Kenny, geldiği sezon Şampiyon Kulüpler Kupasını kaldıracak, finalde Club Brugge'e karşı 1-0 kazandıkları maçta, tek gol olnun ayağından gelecekti. Yukarıda o golün fotoğrafı...

O artık Kenny değil, KING KENNY olarak anılıyordu...


İşte 10 Ağustos 1977 tarihi, bir tarihin başlangıcı adeta. And who needs a sir when we have a KING?

8 Ağustos 2011 Pazartesi

Week 3


Aberdeen 0 - 1 CELTIC

Goal: Stokes

7 Ağustos 2011 Pazar

Week 1


Hibernian 0 - 2 CELTIC

Goals: Stokes, Ki

23 Temmuz 2011 Cumartesi

Huddle


Huddle, Celtic takımı adına çok önemli bir yere sahip. Her maç, ama istisnasız her maç öncesi takım kendi yarı saha ortasında toplanır ve maç yeminini eder, söz verir.
Bu huddle olayını gören taraftarlar artık bu esnada ayağa kalkıp takımı alkışlıyor, büyük bir totem olmuş durumda bu olay.

Huddle ilk kez 23 Temmuz 1995 tarihinde, 2009/10 sezonunda Celtic'i çalıştıran Tony Mowbray'in kaptan olarak sahaya çıktığı bir dostluk maçında (rakip Kickers Emden), maç öncesi yapılır ve sonra bir klasik haline gelir.

İşte üstte resmini gördüğünüz bu ilk Huddle'ın bugün 16 yaşında. Nice senelere, totem hiç bitmesin...

SPL 2011/12 - Here We Go!


Hayırlısı ile bir sezon daha başlıyor Celtic adına yarın. Çok umutluyum, özellikle elimizden oyuncu kaybetmeden yeni oyuncular geldiğinden olsa gerek. İyi başlayalım, iyi gitsin.
Yarın Hibernian deplasmanına çıkıyoruz, Rangers'ın berabere kaldığı haftada galip gelmek çok iyi bir başlangıç olur.
Yarın konuşalım...

Celtic Away Kit 2011/12 - 2nd Step




Formalar resmi olarak görücüye çıktı... Resimlerden güzel gözüküyor... Fakat ev formaları ile ne kadar fark olur ki, anca şortlar, ha bi de kollar var... Güzel ama işte...


ve Shay Given S.kti Bizi...


Bir alttaki postta geliyor diye kıçım tavana vurmuştu sevinçten... Durum ortada...

11 Haziran 2011 Cumartesi

Shay Given Geliyor


Günlerdir İngilitere ve İskoçya basınında yer alan bir haber. Joe Hart'ın Manchester City kalesine iyice yerleşmesinden sonra gözden düşen İrlandalının talibi çok.
Kendisinin Celtic taraftarı olmasından dolayı şansımız daha yüksek gözüküyor. Basında yer alan haberlere göre yakın dostu ve şimdi Neil Lennon'un yardımcılığını yapan Alan Thompson'un ısrarlarına dayanamamış ve "geliyorum" demiş.
Bizim için çok iyi bir transfer olur, kendisi de taraftarı olduğu takımda oynamış olur kariyerinin sonları gelirken.

Not: Belge arayanlar Damien Duff, Stephen Carr ve Shay Given'ın Celtic maçında çekilmiş görüntülerini buradan izleyebilir.

Celtic Away Kit 2011/12


Uzun süren bekleyiş sonra erdi ve Celtic'in önümüzdeki sezon giyeceği ve yakında satışına başlanacak deplasman formaları basına sızdı.

Hatırlayacağınız üzere birkaç post önce Avrupa deplasman forması olan sarı-siyahları yazmıştık. Bu sefer deplasman formaları beyaz-gri ağırlıklı olmuş. Arada enine ince yeşil çizgiler ve kolların tümü yeşil. Ev formasına çok benziyor aslında, ama tahminim şort ve çorapların da yeşil olacağı yönünde. Böylelikle bir kontrast yakalanabilir.

Formaların tam resimleri elimize gelince paylaşırız.. Dediğim gibi yeşil şort-çorap kombinasyonu olursa, gayet başarılı bir forma olur tahminimce. Aksi takdirde antreman formasını geçemez..

Bekleyelim, görelim...

6 Haziran 2011 Pazartesi

Burak Demirsoy'dan Adam Matthews Yorumu


Twitter'dan tanıştığımız iyi dostlardan biri olan Burak Demirsoy, belki de benden daha fazla bir Celtic taraftarı. Kendisi aynı zamanda Championship'i de iyi takip ediyor. Bu nedenle Celtic'in yeni transferi Adam Matthews'ı bizler için yorumladı ve tanıtmaya çalıştı. Kendisini takip etmek isteyenler twitter üzeriden @burakdemirsoyy ismi ile ulaşabilir.

"Kıl payı kaçırılan şampiyonluğun ardından yeni sezona transfer açısından hızlı bir giriş yaptık. Önce, Nottingham'ın stoperi Kelvin Wilson yeşil-beyaz renklere bürünürken, şimdi de Galli genç yetenek Adam Matthews'i renklerimize bağladık.

Neil Lennon, Matthews'un sözleşmesinin sezon sonunda sona ermesini fırsat bilerek yetenekli oyuncuyu kadrosuna katmak istedi ve başardı. Şimdi, kendisini biraz daha yakından tanıtmaya çalışayım.

Matthews, ada futbolunun çok şey beklediği isimlerden yalnızca biri. Geçtiğimiz sezon Cardiff formasıyla yakaladığı çıkış, onun A Milli Takıma kadar yükselmesini sağlamıştı. 2010 yılının Ocak ayında Manchester United'la adı anılmaya başlanan oyuncu, aynı sezonunun sonunda FourFourTwo dergisi tarafından en iyi 50 genç yetenekten biri olarak gösterildi.

2010-2011 sezonunda kendisini tam anlamıyla göstermesi beklenen oyuncu, yaşanan teknik direktör değişiminin bir anlamda kurbanı oldu ve koca bir sezonu yedek kulübesinde geçirdi.

Sağ ve sol bek mevkilerinde görev yapan oyuncunun göze çarpan en önemli özellikleri çevikliği ve tekniği. Hücuma sık sık katılarak takımının ofans etkinliğine artı değer katıyor. Eksileri ise savunmada yaşadığı zaafiyetler ve fizik olarak henüz istenilen düzeye ulaşamamış olması. Ancak doğru ellerde işlenirse, bu handikaplarını kolayca aşabilir.

Matthews, Neil Lennon'un ilk tercih edeceği isim olmasa bile, rotasyonda sık sık şans bulacaktır.

Kısacası, ben bu transferi olumlu bir hamle olarak görüyor ve kendisine başarılar diliyorum."

Teşekkürler Burak...

5 Haziran 2011 Pazar

Adam Matthews is a Bhoy!


Celtic 2011/12 sezonuna için 2. transferini de defans bölgesine yaptı. Swansea doğumlu, Cardiff oyuncusu, Galler vatandaşı Adam Matthews henüz 19 yaşında ve sadece 2 sezonluk bir profesyonel kariyeri var. Bu iki sezonda Cardiff City ile toplam 40 maça çıkmış, genç bir oyuncu için azımsanacak bir rakam değil. Fakat geçtiğimiz sezon 32, bu sezon 8 maça çıkmış olması bir soru işareti. Aynı zamanda şu anda Celtic forması giyen Joe Ledley ile beraber forma giymişler bir dönem Cardiff'te.
Adam Matthews, Galler milli takımı ile U17, U19 ve U21'de toplam 18 maç yaptıktan sonra, 2 kez de A Milli takım forması giydi.
Geçtiğimiz hafta ise kendisini 4 yıllığına Celtic'e bağlayan imzayı attı. Lennon defans hattını genişletmeye devam ediyor, böyle giderse geçtiğimiz sezon Kopenhag'da kiralık oynayan Jos Hooiveld gitmeye en yakın adam, bir de Darren O'Dea var tabii.


En iyi değerlendirme Burak Demirsoy'dan gelir muhtemelen. Hatta bize ufak bir yazı yazarsa çok da seviniriz.
Not: Çocukta biraz da Türk tipi var gibi sanki...

Celtic Europe Away Kit 2011/12


Celtic, 2011/2012 sezonu boyunca giyeceği Avrupa deplasman formasını tanıttın geçtiğimiz haftalarda. Genelde deplasman formalarında belirli renkleri seçen Celtic, bu kez de sarı ağırlıklı ve siyah desenli bir forma çıkarmış ortaya.
Celtic'in genel deplasman renkleri bellidir. Yeşil, beyaz, fosfor yeşil, sarı, siyah gibi renkler seçiliyor genelde. Mavi ve Kırmızı hiç kullanılmayan renkler. Son olarak 2003-2004 sezonunda sarı deplasman forması giyen ekip, sonraki 4 sezon sarı giymedikten sonra 2008 sezonunda sarı üst, yeşil şort kombinasyonu ile bir forma çıkarmıştı.
Sonraki sezon arı deseni denilen fosfor sarı-siyah forması ile boy gösteren ekip, geçtiğimiz sezon yine bu formayı 3. forma olarak kullanmış, 2. forma da fosfor yeşil olmuştu. Tahminin yine yeşil veya beyaz bir 2. forma da çıkacağı yönünde.
Bu formalara gelecek olursak, alışılmışın dışında bir desen var. Enlemesine çizgiler formayı 4 parçaya ayırırken, çapraz duran çizgiler kalın ve ince olarak gruplanmış.
Formaya ilk ön yargı ile baktıktan sonra, futbolcuların üzerinde görünce beğenmedim değil açıkçası. Tek kötü tarafı, arkada yazan numara ve isimlerin görünmemesi ve göz yorması.
Elimizde görünce daha net yorum yaparız.

John Reid


Dr John Reid, geçtiğimiz 4 yıl boyunca Celtic kulüp başkanı olarak görev yaptığı dönemde, takıma o eski sportif başarıları yaşatamamakla beraber, bir takım saha dışı olaylar ile birlikte de taraftarıların hafızasında yer edindi.
Bunların başında hakem polemikleri gelirken, aynı zamanda Celtic takımının "red poppy" logosunu formalarında kullanmaları, Neil Lennon olayı gibi bir çok sorunla yüz yüze kaldı. Stratchan sonrası gelen teknik adam Tony Mowbray de onun hatalarından biri olarak gösterilebilir.
Tony Blair döneminde, Labour Party altında Savunma ve İçişleri Bakanlığı yapmış olduğunu da söyleyelim, Afganistan savaşının destekçilerinden aynı zamanda.
Kendisi başkanlığı bırakıyor ve bu nedenle Celtic kendi sitesinde bir bildiri yayınlamış. İsteyenler buradan ulaşabilirler.
Celtic felsefesi ile bağdaşmayan bir adam diye görülüyor. Hayırlısı olsun...

2 Haziran 2011 Perşembe

Kelvin Wilson is a Bhoy!


Celtic, üzücü ama umutlu biten sezonun ardından, ilk transferini Kelvin Wilson'ı alarak gerçekleştirdi. Nottingham Forest'ten alınan defans oyuncusu, Celtic ile geçtiğimiz günlerde 1 milyon pound bonservis bedeli karşılığında sözleşme imzaladı.
Açıkcası kendisi hakkında pek fikrim yok. Forest'in play-off'a kaldığı bu sezon sakatlığı nedeniyle az maçta forma giyebilmiş. Ama 1985 doğumlu bu arkadaş, 1.88'lik boyu ile dikkat çekiyor.
Forest kariyei boyunca 4 sezonda toplam 123 maç oynamış, demek oluyor sezon başı 30 maç civarında. Bence fena bir rakam değil.
Umarım Celtic'e hayırlı olur. Artık büyük konuşmak istemiyorum...

2 Mayıs 2011 Pazartesi

1 Mayıs - Güney Kıbırs


Genelde yazdığımızdan farklı bir yazı bu... Babam ve eniştem, 1 Mayıs'ı Kıbrıs'ın güneyinde, Elefterios Meydanında kutladılar, diğer tüm Kıbrıslı (Rum-Türk) emekçiler ile birlikte.
Güney'de en sevdiğimiz ve aynı zamanda bizleri de seven bir takım olan Omonia'nın meydana gelişini görüntüledi babam ve bana gönderdi hemen... "Blogda yayınla mutlaka" demeyi de ihmal etmedi...

Fotoğraflar Omonia takımının alana girişine ait. Pankart üzerine çizilmiş orak-çekiç dikkat çekiyor. Zaten orak-çekiç, taraftar grubunun sıkça kullandığı bir sembol.


İsimleri Gate 9. Pankartın bir de Türkçe yazılmış kısmı var ki, bu işte görüş ve düşüncelerini alenen ortaya koyuyor.. Seviyoruz sizleri de..

Tüm emekçilerin 1 Mayıs İşçi Bayramını tekrardan kutluyorum...

1 Mayıs 2011 Pazar

İpler Bizim Elimizde



Rangers ile olan deplasman maçından 0-0'lık sonuçlar ayrılarak, maç eksiği ile Rangers'ı 1 puan geriden takip etmeye devam ediyoruz. Bu da demek oluyor ki, kalan tüm maçları kazandığımız takdirde, şampiyonluk gelecek.

Bugün oynanan Dundee maçını da, mükemmel bir futbol oynayarak, Hooper, Kayal, Commons ve Murphy'nin golleri ile 4-1 kazandık ve yolumuza devam ettik.

Yukarıdaki fotoğraf Rangers deplasmanının sonundan. Neil Lennon üstad maç boyunca yediği küfürler ve haftalardır devam eden tehditlere aldırmaksızın, yoluna devam ettiğinin mesajını veriyor adeta. Yürüyedur aslan parçası, hepimiz arkandayız, hepimiz Neil Lennon'ız...

Kıbrıslı Celticliler


Fotoğrafın alındığı yer "Paradise" yani Celtic Park, yani Parkhead. Ortada bulunan arkadaşın (Remzi) bundan yaklaşık 2 sene önce İskoçya'ya, Stirling'e okumaya gideceğini öğrendiğimde, onunla yaklaşık 3-4 saat süren bir sohbet yapmıştık. O gün onun ve arkadaşı Tuğberk'in kafasına Celtic sevgisini soktuğumu hissetmiştim.
Arkadaşlar şu an beni aratmıyor oralarda, birçok maça gidiyorlar, sağolsunlar bana da fotoğraf, dergi, gazete gönderiyorlar.
Hatta bugün aldığım habere göre, ligin son maçı olan Motherwell maçına da bilet almışlar. Bol bol fotoğraf, video gelecek oradan da, tabii şampiyon olursak...

26 Nisan 2011 Salı

Glasgow Union



Umbro'nun sitesinde çıkan bir forma. Yıl 1977 ve Queen Elizabeth'in taç giyme töreni adına yapılan kutlamalar adına organize edilen İngiltere Futbol Ligi ile Glasgow Futbol Birliği arasında oynanmış maç adına hazırlanan forma, Glasgow bölgesine ait takımların renklerini barındırıyor.



Çubuklardan mavi renk Rangers'ı, yeşil renk Celtic'i temsil ederken, kolların ucundaki siyah-beyaz renkler Queen's Park FC takımını, yakanın kırmızı bölümü Clyde'ı, sarı bölümü ise Partick Thistle'ı temsil ediyor.

Bu enteresan forma ile sahaya çıkan Glasgow ekibi, 17 Mayıs 1977 tarihinde Glasgow'da bulunan Hampden Park'ta oynanan maçta geriye düşse de, Sandy Jardine ve o dönem Celtic'teki son sezonunu oynayan Kenny Dalglish'in golü ile maçı 2-1 kazanarak, stadyuma gelen 30,000 taraftara güzel bir hediye vermiş oldu.

Bu forma da ilginç bir deneme olarak akıllarda yer etti...

Stokes Family Pub - Republic of Ireland


Celtic'in en golcü ismi, bu sezon başında Hibernian'dan transfer edilen Anthony Stokes'un ailesine ait pub burası. Yer Dublin...
Kraliçe'nin ziyareti sebebi ile asılan tepki pankartı. İrlanda'nın, Britanya'dan ayrılıp kendi Cumhuriyetlerini ilan etmelerinden sonra ilk kez bir kraliyet ailesi ülkeyi ziyaret etti. Bunun üzerine aile bu pankartı pub girişine astı, üzerinde yazanlar ise şöyle;

"She and her family are all officially barred from this pub as long as the British occupy one inch of this island they will never be welcome in Ireland."

Yani, "Kraliçe ve ailesinin bu pub'a girişi, Britanya'nın bu ada üzerindeki bir inç'lik bile olsa sömürgesi sona ermedikçe, yasaklanmıştır."

Bunun üzerine Stokes ailesinin pub işletme lisansı tehlikeye girmiş ve soruşturma başlatılmış.
500 Euro'ya mal olan pankartı asma sebebini de baba Stokes, "Eğer olur da pub'a gelmek isterse, kapıdan geri çevrilme utancını yaşamaması için, önceden durumu bilmesini istedim" diye açıklıyor.

Kraliçe'yi bilemem ama, bizim gözümüzde Kral artık Baba Stokes, Prens ise Anthony Stokes olmuştur... Verilen ayar mükemmel...

22 Nisan 2011 Cuma

En Önemli Old-Firm

Uzun zaman sonra kafamı toparlayıp yazma fikri geldi, kenarda köşede birikmiş notlardan bir hatırlatma dizisi yapalım.


- Öncelikle ligin en önemli maçı var bugün. Ligin son Old Firm maçı, Rangers'ın sahası Ibrox'ta. Celtic bir maç eksik ile bir puan geride. Maçı kazandığı takdirde şampiyonluk bağıra bağıra gelecek. Ama ben beraberliğe de razıyım açıkçası. Yaşanan son olaylardan sonra şampiyonluk artık yukarıdan gelen bir emir gibi. Maç öncesi takımımızın tek eksiği orta sahada oynayan Ledley.
- Old Firm'e ilk 11 olarak şöyle bir takımın çıkmasını istiyorum; Forster/Wilson-Majstrovic-Loovens-Izaguerre/Kayal-Commons-Brown-Maloney/Stokes-Hooper. Daha sonra oyuna girebilecek Samaras, Forrest, Ljungberg ve Paddy maçın gidişatını değiştirebilir.
- Biraz geriye gidecek olursak, Rangers ile kimya olarak bütünleşen, tarihin gördüğü en itici ve çirkef futbolculardan biri olan (yazar burada ırkçı muamelesi görmemek adına kelimeleri cımbız ile seçiyor) El Hadji Diouf,geçen hafta yaptığı açıklamada kendisinin bir Kaddafi hayranı olduğunu ve ailecek onların hepsini tanıdığını söyledi. İnşallah onların başına bir şey gelmez diye de ekledi.. Yorumsuzum...


- Çarşamba günü, Old Firm öncesi Celtic, Kilmarnock deplasmanına gitti. Commons henüz maçın başında golü buldu ve o dakikadan sonra maçı rahatça kazanmasını bildi. Hooper (2) ve Stokes'un golleri 3 puanı Celtic'e getirdi.
- Rangers ise, Nisan ayı başında mağlup olduğu Dundee ile oynadı yine. Fakat bu sefer hakemler izin vermedi. 2 kırmızı kart ile Dundee'nin fişini çekti... Yine Rangers, yine hakemler.. Same old story...


- Bundan yaklaşık 1 ay önce bahsetmiştik Neil Lennon'a ve takımdaki iki Kuzey İrlandalıya gönderileren içi kurşun dolu postalardan. Olayın ardı arkası kesilmiyor. Şimdi de bomba parseli Neil Lennon'a, Lennon'ın avukatı Paul McBride'a ve eski parlamenter ve Celtic taraftarı bir bayan olan Trish Godman'e gönderildi. Parseller gönderi öncesinde fark edilip belki de bir facia engellendi. Neil Lennon'ı iyice soğutmaya başladılar. Adam her an bırakıp gidebilir. Belki İrlanda Cumhuriyetine yerleşir, en sevileceği yer orası büyük ihtimal.


- Taraftarlar ise "Hepimiz Neil Lennon'uz" tarzı bir miting gerçekletirdiler ve menajerlerine desteklerini belirttiler. Umarım bu işin sorumlusu olan haysiyetsiz kraliçe sevdalıları bulunur da, bizim reislerimizi rahat bırakırlar artık.

Maçtan sonra güzel haberler ile döneriz umarım...