23 Ocak 2009 Cuma

FutbolPedia 1


Avrupa’da bu yıl futbol geçen yıla göre ne değişiklikler içeriyor, geçen yıldan fark görüyormuyoruz?

O.D: Avrupa ligleri içinde son yıllarda göze çarpan 3 büyük lig başta İngiltere Premier ligi ardından İspanya La Liga ve İtalya Seri A bence Avrupa ve dünyada en üst düzeyde futbolun oynandığı üç lig durumundadır. (Brezilya ve Arjantin ligleri de arkadan geliyor düşünüyorum. Daha yavaş ve daha az fiziki dayanıklılık içeren bu ligler Avrupadaki 3 lige göre geriden gelmektedirler).

İngiltere’de bu yıl çok daha çekişmeli bir lig olacak sinyalleri veriyor. Başa oynayan takımlar geçen yıllarda olduğu gibi Manchester United ve Chelsea ligin başında tepede yalnız kalmayacaklar. Belki de maçların yoğunlaşacağı “christmas” dönemine kadar 6-7 takım üst sıraları zorlayacak. Şampiyonlar ligi, Fa Cup, Carling Cup yoğunluklarının arttığı Aralık-Ocak aylarına kadar güçlü kadrolar öne çıkacak...

İspanya’da ise her yıl olduğu gibi Barça ve Real yine önlerde yer alırken onlara her yıl bir takım baskı yapmaktadır. Bu yıl da geçen yılların iyi takımı Nihatlı Villereal ile yine geçen yılın hayal kırıklığı Valencia ilk 4 için şimdiden aday gibi duruyor.

İtalya’da ise son 3 yıl rakiplerinin lige eksi puanda başlaması ya da puanlarının silinmesi ile kolay şampiyonluk yakalayan İnter bu yıl Morinho klasiği ile yani tek farklı galibiyetlerle lige başladı. Ama arkada ilk Milano derbisini tek farklı kaybetti! Geç forum tutan ve çok iyi kadrosu olan Milan, her zaman iddia sahibi Juventus ve hiçbir zaman göz ardı edilmemesi gereken Lazio ilk sıraları zorlayacak takımlar...

Diğer arkadan gelen 2. dalgada başı çeken Almanya Bundesliga’da bu yıl en büyük süpriz Bayern Münih’in lige iyi başlayamaması olmuştur. Belkide yıldızları Ribbery’nin sezon başındaki ciddi sakatlığı ve kaleci Oliver Khan’ın jübilesi önemli eksikleri ama büyük takımlar eksikleri doldurabilen takımlar olamalı bence. Eskilerden Hamburg, Werder Bremen lige iyi başlangıç yapan takımlar arasında. Fransa’da değişen bir şey yok. Lyon son 5 yıldaki gibi, bildiğiniz tanıdığınız Lyon... Hollandada PSV yine ligi domine devam edecek ama Ajax hayal kırıklığı gibi duruyor başlangıç itibarıyle...



D.K: Dünyada şu anda en fazla ilgi çeken lig olan Barclays Premier League, bu sene çok büyük bür heyecana sahip olacak gibi duruyor. Geçen yıllarda Manchester United, Chelsea, Arsenal ve Liverpool’un iddialı başladığı, daha sonra Arsene Wenger’in ilerki yıllara yaptığı yatırımlardan dolayı, Rafael Benitez’in ise ‘bana göre’ rotasyona fazla takılmasından dolayı iki ekibin, Man U ve Chelsea, şampiyonluk yolunda yalnız kalmasını hep beraber izlemiştik. Chelsea bu sene, dışardan çok belli olmasa da, Scolari’yi başa getirerek, belki de 5-10 seneye yayılacak köklü bir değişime gitti. Ekol değişiyor Chelsea’de. Bu sene Abramovich’in rüyalarına giren Şampiyonlar Ligi gelebilir. Arsenal ise ektiği tohumların meyvelerini toplamaya başladı. Jack Wilshere, Carlos Vela, Denilson gibi 16-17 yaşındaki oyuncular 11’de yer bulmaya başladı.

Birde bu dört takımı zorlayacak takımlar var. Sezon başında bu takımları sıralayacak olsaydık, Tottenham ilk sırada olurdu heralde. Şu anda ligde son sıradalar. Newcastle da Spurs ile aynı kaderi paylaşıyor. Umutsuz vaka gibi gözüküyor Newcastle. Aston Villa, Wigan ve Manchester City güzel top oynayan ekipler. Yine de hiçbirinin üstteki dörtlü arasında yer bulacağını düşünmüyorum.

İspanya’da ise Real ve Barça yine yukarıya oynayacaklar. Bu sene geçmişe dönüş sinyalleri veren Valencia, her ne kadar borç batağında olsa da, göze hoş gelen bir futbol oynuyor. Atletico Madrid de ayrıca şansı olan ekiplerden... Maradona’nın kızından bir çocuk bekleyen Aguero, bu hırsla rakip savunmaları korkutmaya devam ediyor...

İtalya futbolu beni sıkıyor. İzleyemiyorum. Sıkıcı, bunaltıcı... Uykum geliyor izlerken... Ne Mourinho, ne de Ancelotti çare bulamadılar benim hastalığıma. İbrahimoviç ne yapsa bana yaranamıyor. Bu sene tek izlediğim maç Genoa-Milan maçı. Orda da Genoa, Milan ile dalga geçti adeta. Bu sene takıma geri dönen Milito çok yardımcı olacak Cenova’nın işçi kesiminin takımına...

Almanya’da Klinsmann vakası yaşanıyor. Kendi evlerinde Bremen’den 5 yediler. Bu sene Dortmund’dan geri dönüş bekliyorum. Muhammed Zidan ve Nelson Valdez iyi bir ikili oldular. Zevkli bir lig. Fakat hiçbir zaman Premier League’in yerini tutamaz...

Fransa yine aynı. İzlemeye bile değmez... Şampiyon belli, ikinci kim havasında oynuyor tüm takımlar..

İskoçya Ligi ise bu sene yine aynı iki takım arasında geçecek. Fakat işin ilginç tarafı, daha güçlü bir kadroya sahip olan Celtic’in Şampiyonlar Liginde devam etmesi, onların en büyük rakibi Rangers’ın ise, daha mütevazi bir kadro ile sadece kendi liglerinde mücadele etmesi... Bu nedenle güçler biraz daha eşitlenmiş gibi... Celtic hegomanyası sona erebilir. Özellikle Rangers’ın bu sene Portsmouth’dan aldığı orta saha oyuncusu Mendez’e dikkat...

Hoffenheim ve Hull City. Avrupa futboluna bu sezon damga vurmaya ve mütevazi, alçakgönüllü kadroları ile harikalar yaratmaya devam ediyorlar. Hoffenheim'ın kadrosunun çok çok kötü olduğu söylenemez. Hull City ise tam bir "Tutunamayanlar Karması". Kariyerinde başarısızlık, istikrarsızlık, emeklilik sinyalleri yer alan ne kadar adam varsa KC Stadyumu'nda. Geçtiğimiz haftalarda Arsenal'i Emirates Stadı'nda 2-1 mağlup ettiler. Tam 93 yıllık bir ruhu uyandırdılar. Hull Arsenal'i son kez mağlup ettiğinde yıl 1915'ti. İki takım da ikinci ligde mücadele ediyordu. Bira 3 peniydi, Atatürk daha Samsun'a çıkmamıştı. Böyle bir tarihi yeniden uyandırdı Hull City. Groningen, Hoffenheim, Hull City, Bursaspor, Villarreal, Toulouse...Bu takımlara günümüz futbolunda şiddetle ihtiyacımız var. Yoksa filler tepişirken çimenlerin ezilişini izlemekten öteye gitmeyecek bu eşsiz oyun. Bu takımları takip edin. Taraftarlıktan öte zevkli futbol maçı çekince can, bu takımlar biranın yanındaki tuzlu fıstık gibi...

Hiç yorum yok: