23 Ağustos 2010 Pazartesi

Day 2


Scottish Premier League
Sunday, August 22, 2010
Celtic Park, Glasgow

CELTIC 4 - 0 ST MIRREN

CELTIC (4-2-3-1) Zaluska; Juarez, Majstorovic, Hooiveld, Ledley; Kayal (Ki 71) Brown; Fortune (Murphy 74), Maloney Forrest; Samaras (McCourt 65)
Not Used: Cervi, F. Twardzik, Towell, Misun

ST MIRREN (4-5-1) Gallacher; Van Zanten (McAusland 45), Mair, Potter, Travner; Brady (McKernren 74), Murray, Lynch, McGregor, Robb (Ramage 77); Dargo
Not Used: Samson, Love, McLean

Goals: Ledley 5, Maloney 23, Forrest 69, Ki 81
Man of the Match: Scott Brown

20 Ağustos 2010 Cuma

UEFA Playoff / Celtic-Utrecht

Dün gece herkesin gözü Türk takımlarında iken, ben göz ucuyla da olsa Celtic maçını da takip ettim. İlk maçta 2-0'lık skor turu büyük bir ihtimal ile Celtic'e getirdi, ama kaza kurşununa gitmemek için dikkatli olmak gerek.
Celtic, aynı şehrin takımı Rangers'ın aksine, son iki sezondur sürekli bir değişim içerisinde. Gordon Strachan'ın takımdan ayrılması ile başlayan bu süreç bu sene Neill Lennon ile de devam etti, fakat Tony Mowbray'den farkı sistem için adam alınmasıydı bu sefer.
Üstteki iki paragraf, daha detaylı bir inceleme yazısı olabilir, o yüzden maç özeline dönmek istiyorum. Sezon başı alınan Cha ve Juarez artık uyum dönemini geçtiler. Bu seferde yeni alınan 22 yaşındaki İsrail'li ortah saha oyuncusu Beram Kayal ve AEK'dan gelen 33 yaşındaki defans oyuncusu İsveç'li Majstorovic ilk 11'deki yerlerini aldılar. İkisini de çok beğendim, fakat Majstorovic çok daha fazla gözüme girdi. Fiziği bile yetiyor adamın. Çok güven veren bir oyuncu. Lig maçlarında da dikkatli izleyelim, yorumu ona göre yaparız.
Son maçların formda ismi Paddy McCourt'a forma vermedi Lennon ve Samaras-Fortune ikilisinin arkasında Kayal ile Maloney'i yerleştirdi. Cha Du-Ri de kanatlardan yardım etti ve ilk golü Celtic Juarez ile buldu. Daha sonra Samaras, Cha'nın ortasından gelen top ile durumu 2-0 yaptı ve Celtic maçı rolantiye aldı.
Daha ayakları yere basan, kendine daha güvenir bir ekip izliyoruz Lennon ile birlikte. Aiden McGeady gibi bir wonderkid'in de iyi bir ücret karşılığı Rusya yolunu tutmasından sonra, yeni wonderkid Forrest olacağa benziyor. Kanat boşluklarını tecrübe kazandık sonra dolduracaktır.

Şimdi Pazar gün oynanacak olan St. Mirren maçını beklemeye geçebiliriz.

Celtic
24 Zaluska, 04 Juarez, 05 Majstorovic, 11 Cha Du-Ri , 22 Loovens, 08 Brown, 16 Ledley , 33 Baram Kayal (Forrest 69), 09 Samaras, 10 Fortune, 13 Maloney
Substitutes: 47 Cervi, 31 Towell, 18 Ki Sung-Yeung, 20 McCourt, 54 Conroy, 27 Murphy, 49 Forrest


FC Utrecht
01 Vorm, 02 Cornelisse, 03 Nesu, 17 Schut, 08 Silberbauer, 11 Mertens, 15 Asare, 20 Lenskyyellow , ard (Nijholt 82), 29 Wuytens, 09 van Wolfswinkel, 24 Mulenga (Duplan 17)
Substitutes: 19 Sinouh, 22 Keller, 14 Van Der Maarel, 18 Maguire, 27 Nijholt, 07 Duplan, 10 Oar

Ref: Oddvar Moen
Att: 35,755
Goals: Juarez 19, Samaras 34

17 Ağustos 2010 Salı

Tapılası Hatun #5


Buraya Başlık Gelecekmiş Dediler

Geçen gün blogda yayınladığım ve ertesi gün ise Kıbrıs Yenidüzen Gazetesinde yayınlanan yazım ile ilgili olarak tarifsiz bir mutluluk yaşıyorum 2 gündür. Gazeteyi kaç kişi satın alıp okudu bilmiyorum ama, uzun zamandır internette (an itibari ile) 640 hit almamıştım. Tabii bunun üzerinde uzun zamandır kendimi verip ciddi şeyler yazmama durumu da vardı, fakat böyle bir amacım olmamasına rağmen (bilen bilir) yine de sevindirik oldum işte.

Demek ki okumayı seven insanlar var çevremde, ve eminim ki twitter'da beni 70 kişi takip etse de, arkadaş çevremden bu yazıyı okuyan bayağı bir insan olmuştur. Böyle durumlarda, televizyonda (boş) konuşup, milyarlar alan (eski para ile konuştum, daha vurucu olsun) insanlar geliyor gözümün önüne. Ve onlar benim gözümün önüne geldik sonra, "Bu işi ticari olarak hiçbir zaman yapmayacağım" diyorum kendi kendime.

Evet, yaklaşık 2.5 yıldır aynı gazetede yazıyorum ve bir gün bile bu işten maddi kazanç sağlamayı amaçlamadım. Herkes bana sordu, sordu, sordu. Hayır abi, zorla değil işte, ben bu işi kendi tatminim için yapıyorum, sen yaparsan parasını istersin, o beni bağlamaz.

Benim, bu işi yaparak (ki iş bile demiyorum) kazadıklarımı, dünya alem kazanamaz. Ben Ankara'da, Eskişehir'de, İstanbul'da, İzmir'de yüzlerini hiç görmediğim, seslerini hiç duymadığım ama her türlü benim gibi olan insanları tanıdım. Ben bu işi hakkıyla yapan, okuyan, tartışan, kendisini herkesi ile eşit gören, yaş farkı ayırmayan abileri tanıdım. Egosuz insanlar buldum çevreme. Sanal ise sanal, sana giren çıkan ne?

Bu ilgi alanı sayesinde benim ufkum genişledi, sorgulama anlayışım değişti. Ve bunların hepsi de, isimlerini sonradan öğrendiğim, yüzlerini görmediğim, seslerini duymadığım insanlardan geldi.

Hepsine teşekkürü borç bilirim. Onlar kendilerini biliyorlar. Sanırım bu haftasonu bu insanların en azından 3-5 tanesi ile tanışma şansı bulacağım. Şimdiden heyecan bastı.

Toparlayabildiklerim bu kadar. "Durmak yok, yola devam" diyeceğim ama, olmuyor. Biz kendi çevremize yetelim de, gerisi gelir zaten.

Haydin saygılar...


P.S: Neden mi Dalglish? Herşey onun sayesinde başladı da ondan...






16 Ağustos 2010 Pazartesi

Day 1


Scottish Premier League
Saturday, August 14, 2010
Tulloch Caledonian Stadium

INVERNESS CALEDONIAN THISTLE 0 -1 CELTIC

INVERNESS CALEDONIAN THISTLE (4-4-2) Esson; Tokely, Munro, Gillet, McCann; Cox, Duncan, Hayes (Sutherland 86), Ross (Blumenshtein 61, Proctor 78); Odhiambo, Rooney Subs not used: Tuffey, Golabek, McBain, Sanchez

CELTIC (4-4-2) Zaluska; Cha, Loovens, Hooiveld, Mulgrew; Maloney, Brown, Ledley, McCourt (Forrest 61); Fortune (Juarez 88), Samaras
Subs not used: Cervi, Misun, Ki, Kayal, Murphy

Goal: Paddy McCourt (56)
Man of the Match: Shaun Maloney

15 Ağustos 2010 Pazar

13 Ağustos 2010 Cuma

Here We Go! FIBA World Championship / Turkey


Efendim bildiginiz uzere 28 Agustos’da 15 gun surecek heyecan Turkiye’de baslayacak. Ilk kez 1950’de baslayan ve gunumuze kadar suren turnuva hakkinda genel bir bilgi iceren bir yazi yazmak istedim oncelikle. 1970’e kadar bir kez 4, bir kez de 5 sene aralikla oynanan turnuva, 1970’ten itibaren 4 seneye sabitlendi ve gunumuze kadar boyle geldi. Simdiye kadar 2 kez Arjantin ve 2 kez Brezilya’da duzenlendi ve diger turnuvalar farkli ulkelerde yer aldi.
1950 yilinda yapilan ilk turnuvayi ev sahibi Arjantin aldi ve boylece ilk ‘Dunya Sampiyonu’ oldu. Daha sonra 1963 yilinda ev sahibi Brezilya ve 1970 yilinda ev sahibi Yugoslavya sampiyonluk madalyasini elde etti. Sonuc olarak toplamda 15 kez yapilan turnuvada 3 kez ev sahibi ekipler sampiyon olmus oldu.
Genel tabloda ABD 3 Altin, 3 Gumus ve 4 Bronz ile zirvede yer alirken, ikinci sirayi 3 Altin, 3 Gumus ve 2 Bronz ile Yugoslavya ve eski adi ile SSCB paylasiyor. Her zaman favori olarak gosterilen “Dream Team” ABD ise son sampiyonlugunu 1994 yilinda elde ederken, son iki sampiyon 1998 ve 2002’de Yugoslavya, 2006’da Japonya’da yapilan turnuvada ise Ispanya olma basarisini gosterdi.


Turnuva formati ise 2006 yilinda degistirildi ve 6’li takimlardan olusan 4 grup ile baslayan maclar, daha sonar 16 takimin eleme maclari oynamasi ile devam ediyor. 6 takimli gruplarda ilk 4’e giren takimlar eleme maclari oynamaya hak kazaniyor. Onumuzdeki yazilarda bilahare gruplari tek tek incelemeye calisacagiz.
Turkiye’nin 2000 yilinda ev sahipligi yaptigi Avrupa Sampiyonasindan sonra basketbol adina ikinci buyuk sinavi olacak bu turnuva. O sene kazanilan ikincilik (kimilerine gore kaybedilen birincilik) madalyasi, bugun takim uzerindeki baskilari artirsa da, onemli olan iyi bir ev sahibi profili sunup, ileriye yonelik dogru adimlar atabilmek.
Turnuva baslangicinda 4 farkli sehirde oynanacak olan maclar, grup maclari sonucunda Istanbul’a tasinacak. Yeni tamamlanan Sinan Erdem Spor Salonu ise bu maclarin coguna ev sahipligi yapacak. Diger sehirler ise Ankara, Izmir ve Kayseri olarak belirlendi. Ilk baslarda Kayseri yerine Antalya’nin ev sahibi olacagi dusunulurken, muhtemelen bazi siyasi manevralar sonucu Kayseri ipi gogusleyen taraf oldu. Gruplardaki ana takimlari Istanbul’da ABD, Ankara’da Turkiye, Izmir’de Ispanya ve Kayseri’de Arjantin olarak sayabiliriz. Bu takimlarin favori olarak son 16’ya kalmasi dusunulurken, diger takimlar arasindan da favoriler yok degil.
Tum dunyada basketbol liglerinin bitmesi ile birlikte, Turkler adina hos olmayan haberler gelmeye basladi. Oncelikle NBA’de oynayan yabanci yildizlarin Turkiye’ye gelmeyeceklerini aciklamalarinin ardindan, ABD takiminda yer alacak olan efsane isimler de tek tek bu turnuvada olmayacaklarini beyan eden aciklamalar yaptilar. Kimilerinin gayet mantikli sebepleri var iken, bazi oyuncular da “yorgunum” ayagina yatip, Turkiye’ye gelmekten vazgectiler. Bu isimlerden takimlari irdelerken detayli sekilde bahsedecegiz.


Son olarak ilk yazimizi bitiriken, salonlardan bahsedelim. Ankara’da 11,000 kapasiteli “Ankara Arena”da oynanacak olan maclar, Izmir’de benim su an calistigim isyerine 100-150 metre mesafedeki ve 10,000 kapasiteli Halkapinar Spor Salonunda, Kayseri’de ise 7,200 kisilik Kayseri Arena’da oynanacak. Istanbul’da ise grup maclari 12,500 kapasiteli efsane salon Abdi Ipekci Arena’da, eleme maclari da 16,000 kisilik Sinan Erdem Olimpik Spor Salonunda yer alacak.
Bu muthis heyecana simdilik yavastan giris yaparken, onumuzdeki yazilarda hizi artirarak turnuva boyunca bilgilendirmemize devam etmeyi umuyorum. Tamam, ligler basliyor ama, o futbol gozluklerimizi cikarip bir kenara koyalim ve su guzelim maclari, biraz da “Basketbol Seyircisi” gibi izleyebilmek icin caba sarfedelim, dinleyelim, okuyalim. Ulke gerceklerinden kacmak icin en rahat ve kolay yol. Denenmis ve onaylanmistir…

Tapılası Hatun #3


12 Ağustos 2010 Perşembe

11 Ağustos 2010 Çarşamba