20 Mart 2011 Pazar

Planlamadır bu, zaman alır...

Çok istedik, gerçekten çok istedik. Bu takımın başına sezon başı Neil Lennon kalıcı olarak geçtiğinde, bir umut vardı içimizde, ilerisi için bir umut. Evet ilerisi için dedim çünkü bir değişim gerçekleşiyordu. Gordon Strachan ve Tony Mowbray ile birlikte gelen isim yapmış ama lüzumsuz oyuncular birer birer ayıklanmaya başlayacaktı çünkü, bunu biliyorduk.

Neil Lennon çok maliyeri olmayan ama potansiyeli yüksek oyuncular aldığında, bu isimlerin beraber oynamasının zaman alacağını da biliyorduk, ki öyle de başladı sezon. Önce Şampiyonlar Liginden elenme, sonra Avrupa Liginden. Olur dedik, zaman dedik, ilk yarı da böyle bitti zaten. Ama öyle bir ikinci yarı başladı ki, kendi kendimize, "bu kadar erken olur mu?" sorusunu sormaya başladık.

Bu sene olurundan fazla Old Firm oynandı, şimdilik 6 tane, önümüzde 1 tane daha var. Bu maçların hepsinde Celtic üstün oynayan taraf oldu, sonuncusu hariç. Bugün oynanan League Cup finalinde, Celtic bir türlü o istediği oyunu sahaya yansıtamadı. Aslına bakacak olursak Rangers da iyi oynamadı. Attıkları iki gol de birbirinden ilginç. Celtic'te ise menajer Neil Lennon'un saha dışında olması, büyük bir motivasyon eksikliği oldu. Ayrıca maç öncesi yazdığım gibi defansın göbeğinde Majstorovic'in eksikliğini büyük ölçüde hissettik. Hooper da etkisiz bir oyun ortaya koyunca, saçma bir uzatma golü ile kupayı kaybettik.

Steven Davis'in golüne Ledley ile karşılık verdik, fakat uzatmalarda Jelavic'in pozisyonunda top aynen bir bilardo topu gibi direğe çarptı, dışarı giderken içeri döndü ve gol oldu. Onu da çıkaramadık zaten ve 2-1 bitti maç...

Ama sadece üçleme (treble) yapma hayallerimiz gitti. 2 kupa daha var önümüzde ki, bunlarda gayet avantajlı durumdayız. Takım iyi yolda, yaş ortalaması düşük, ileriye yönelik bir takım. Rangers ise tam tersi. Kiralık oyuncular fazla, yaşlı oyuncular fazla, tam bir "günü kurtarma" niyetlisi Walter Smith. Böyle giderse Rangers önümüzdeki seneler kolay toparlanamaz. Günlük sevinçleri hayırlı olsun.

Önce lige, sonra da FA Kupasına bakalım artık. Tabii bir de önümüzdeki senelere... Faithful through and through...

McDennis

19 Mart 2011 Cumartesi

Co-Op Insurance Cup Final (20.03.2011)


İki ezeli rakip bugün Co-op Insurance Kupası, genel adı ile Lig Kupası finaline çıkıyor. 2008/09 sezonunda Rangers'ı yenerek kupayı kazanan Celtic, geçtiğimiz sezon St. Mirren'i geçerek kupayı kazanan Rangers'a karşı mücadele verecek.

Celtic cephesinde sakatlıkları düzelen orta sahanın en etkili ismi kaptan Scott Brown ve Marki Wilson kadroda. Hafta içi oynanan maçta yer alamayan bu iki isim, menajer Neil Lennon'ı da sevindirmiş gözüküyor. Celtic'te tek eksik defansın göbeğinde bu sene çok iyi maçlar çıkaran İsveç Majstorovic. Topuğundaki kırık sebebiyle sezonu kapattığını hatırlatalım.

Rangers cephesinde ise hafta içinde oynanan Avrupa Ligi maçında alınan mağlubiyetle PSV'ye elenmenin üzüntüsü yaşanıyor. Sakatlığı düzelen Steve Naismith silahını kullanacak olan menajer Walter Smith'i ise kiralık defans oyuncusu Kyle Bartley'nin sakatlığı düşündürüyor. İki önemli hücum silahı, El-Hadji Diouf ile Kyle Lafferty de sakatlıktan dönmüş gözüküyorlar fakat ilk 11 şansları belirsiz.

Bu sezon içerisinde 5 kez karşı karşıya gelen ekip, bu maçların üçünü lig içerisinde, ikisini de Federasyon Kupasında oynadı. Geçtiğimiz sezonlarda oynanan Old Firm'lerde Rangers üstünlüğü göze çarparken, bu sezon oynanan maçlarda Celtic rakibini üç kez geçerken, bir maçı Rangers kazandı, bir maç ise berabere bitti.

Şu anki formları ve sezon içerisindeki Old Firm'ler göz önüne alındığında, Celtic bir adım önde duruyor. Celtic'in kazanma şansı, forvetlerinin formu ile gayet yüksek gözüküyor. Maç, İskoçların Wembley'si HAMPDEN Park'ta oynanacak. Şimdilik tarafsız ve objektif bir giriş yapmış olduk ama yarın kendimden geçebilirim.

McDennis

6 Mart 2011 Pazar

Noel Gallagher is a BHOY



Çok büyük adamsın sen... Dağılmasaydınız lan keşke...

Noel Gallagher comments on his Celtic support;

Upcoming Legend


İskoçların en büyük menajeri, Milli Takımın başında. Jock Stein'ın hayattaki son dönemleri. Yardımcısı Aberdeen ile büyük başarılar kazandığı dönemde aynı zamanda 86 Dünya Kupası yolunda kendisine yardım eden Alex Ferguson. Daha "Sir" ünvanını almamış.

10 Eylül 1985 tarihinde, İskoçya - Galler maçın hemen ardından, (İskoçya maçı Gordon Strachan'ın golü ile 1-1 berabere bitirip, playoff hakkı kazanır) kalp krizi geçirir. Stadyumda ilk tedavisi yapılan efsane adam maalesef kurtarılamaz ve stadyum içinde hayatını kaybeder.

O, çok sevdiği futbol için, çok sevdiği bir yerde hayatını kaybetmiştir... Büyük insan, huzur içinde yat...

5 Mart 2011 Cumartesi

I'm Just a Patsy


Manic Street Preachers'ın 2007 yılında çıkardığı "Send Away the Tigers" albümünün güzel şarkılarından biri bu. Patsy kelimesinin türkçe karşılığı tam anlamıyla "kolay sömürülen" demek. Söz konusu şarkının ismi enteresan ve bir o kadar trajik bir olaydan geliyor aslında.
22 Kasım 1963 günü John F. Kennedy vurularak öldürülünce, olaydan 40 dakika sonra Lee Harvey Oswald suçlu olarak tutuklanır. Amerikan hükümetinin bu emekli askeri tutuklarken tek sebebi SSCB'de yaşamış olmasıdır.
Ertesi gün suçlamaların hepsini reddeden Oswald, bu suçlamalara karşı "I'm Just a Patsy!" diyerek yanıt verir. Şarkının içinde de kendi sesinden bu cümle duyuluyor zaten.


Olaydan tam iki gün sonra da, 24 Kasım 1963 tarihinde, duruşmaya giderken, Jack Ruby isimli bir gece kulübü sahibi tarafından vurulur. Hastaneye kaldırılır fakat kurtarılamaz.

Olay bu şekilde kapanırken, halen Amerikanın %80'i bu olayın üstünün kapatıldığına inanıyor.
Bu olaya şarkısında yer veren Manic Street Preachers da gözümüzde efsanedir, söylemeden geçmeyelim.

Celtic - Hamilton (05.03.2011) 2-0


Bizim bu diyarlarda olmadığımız dönemde Celtic, Rangers ile birkaç tane maç oynadı gerek kupa gerek lig yarışında. Bu efsane maçları anlatmaya çalışacağım ilerleyen dönemlerde ama, "timeline" denen şu olguyu yakalama adına onlardan önce bugünkü maçı yazmak istedim. Zira o maçlar için biraz vakit ayırmam gerekecek.

Celtic bugün lig sonuncusu Hamilton karşısında 2-0 kazanarak avantajını devam ettirdi ve Rangers'ın puan kaybetmesini beklemeye başladı. Rangers iki maç eksik bir şekilde 5 puan geriden geliyor. Puan kaybetmeleri yine Celtic'e avantaj getirecek.

Neil Lennon'ın transfer döneminde yaptığı hamleler ve önceki menajerlerin hatalarına düşmemesi şimdiye kadar yaptığı pozitif hamlelerden sadece biri. Takımı birlikte oynatması, eski ruhu tekrar getirmesi de cabası. Devre arasında İngiltere'den İskoçya'ya gelen Kris Commons bugün iki gol atarak Lennon'ın güvenini boşa çıkarmadı ve hamlenin doğruluğunu ispat etmiş oldu.

2008 yılında Glasgow'da olduğum dönemlerde takımın orta saha beyni olarak Nakamura oynuyordu fakat arkasında toparlayıcı olarak görev yapan oyuncular futbol bilgisi olarak yetersiz kaldığından, takımın orta sahası çok erken düşüyordu. Nakamura gibi hücum özelliği daha fazla olan oyuncular yerine gelen Ki, Commons, Stokes, Ledley, Murphy gibi alan oyuncuları oyunu sürekli karşı yarı alanda tutmaya yardımcı oluyor Celtic adına.


Rahat bir maç oldu, aslında maçtan daha önemlisi stadyum önünde açılan yeni heykeldi kanımca. Celtic tarihinin ve belki de (bana göre) İskoçya'nın gelmiş geçmiş en büyük teknik direktörü Jock Stein'ın büstü açıldı bugün stadyum önünde. Kendisi de yukarıdan mutlu olmuştur bugün, hem büstünü, hem galibiyeti, hem de sezonun başından beri oynanan güzel futbolu görünce.

Ne demişti büyük insan, 1967 yılında Şampiyonlar Sampiyonu olunca; "We did it by just playing football. Pure, beatiful, inventive football." Huzur içinde uyu büyük reis...

Refreshment


Blogların yasaklandığı şu dönemi fırsat bilerek (mini çakal) kendimizi yenileyip, daha hevesli bir geri dönüş yapmaya karar vermiş bulunuyorum.
Öncelikle blogun giriş linkini değiştirdim. Bundan böyle "mcdennis08.blogspot.com" olarak yayına devam edeceğim.
Bir de artık öncelik Celtic, sonrası da benim sevdiğim beğendiğim şeyler olacak. Bir nevi tumblr muamelesi de görecek blog.
Bu yenilik sanırım 3. kez oluyor, ilk ikisinde başarılı olamamıştım ama bu sefer net, kendime özel sebeplerim de var, o yüzden artık daha devamlı olabileceğim.

Güzel vakit geçirin blog içinde... Ya da geçirmeyin, sizin keyfiniz...