23 Ocak 2009 Cuma

FutbolPedia 2

Bu yıl parlayan yıldızlar kimler olacak, geçen yılın yıldızları ne alemde... Yoksa 30 yaş üstü futbolcuların değeri mi artmaya başladı?

O.D: Ben bu soruya sondan başlayacağım Deniz... Bir kere futbolda fiziki dayanıklılığın, süratin ön plana çıktığı bir realite olarak önümüzde duruyor. Bununla birlikte futbolcular için kendilerine baktıkları sürece fiziki dayanıklılığını, süratlerini tecrübe ile birleştirenler 30 yaşlarla beraber ikinci baharını yaşıyorlar Avrupa’da... Zaten Avrupa’da futbol Latin Amerika’nın tersine fizik güce dayalı olduğu için bu noktada iyice süzgeçten geçenler iyi futbolcular oluyor. Son dönemlerde Avrupa’da 30 yaşını aşkın ve hala daha takımlarının yıldızı olan futbolcular çok fazla. Bir Zola’yı yada Hagi’yi unutmak mümkün mü? Deco, Lampard, Ballack, Makalele, Van Der Sar, Raul, Maldini gibiler hala daha Avrupa’nın kendi bölgelerinde en iyileri ve transferin adından en çok söz ettirenleri değil mi?
Bu yıl genç oyunculardan bence Torres geçmiş yıllarda bıraktığı yerden kendini ada futbolunun hızlı ve dinamik yapısına adapte etmiş şekilde devam ediyor. ManU’lu Ronaldo henüz tatilden dönmemiş gibi, hayal kırıklığı ile sezona geç başlamış zaten... Atletico Madrid’li Aguero’da (Maradona’nın damadı) bu yılın yıldızları arasında yer alır gibi bence... Geçen yıl Chelsea’den Real Madrid’e büyük umutlarla geçen Robben eski hastalıklarına devam ediyor. Oynadığı maçtan fazlasını sakat olarak geçiriyor. 20 yaş öncesi geçirdiği testis kanserinin de etkilerini yaşıyor diyenler de var. Arsenal’ın Walcott’u ise müthiş bir başlangıç yapıp Premier Ligin yıldızı olmaya aday gözüküyor. Chelsea’nin yıldızı Drogba da ManU’lu Ronaldo gibi müzmin sakatlığı nedeniyle lige henüz tam bir dönüş yapamadı...

D.K: Geçen haftaki yazımızda Hull City’den bahsetmiştim. Tutunamayanlar karması demiştik onlar için. Ve baktık ki o karma yoluna devam ediyor son süratle. Tottenham’ı da yendiler... Başlarında ise tam bu soru altına imzasını atabilecek bir adam var... Geovanni... 28 yaşında, Avrupa’da Barcelona ile başlayan kariyeri Benfica ve Man. City ile devam etti ama hiçbirinde tutunamadı. Aynı şu anda Bursaspor’da forma giyen Yusuf gibi... Küçük takımların büyük liderleri.. Yusuf geçen hafta bir röportajda, ‘ Futbolun mesleğim olduğunu çok geç anladım’ dedi. Herşeyi özetliyor bu cümle. Olaya biraz farklı açıdan baktım ama bana bu küçük takımların liderlerini izlemek, büyük takımların yıldız oyuncularını izlemek kadar keyif veriyor. Tabii Okan abi, senin dediğin gibi oyuncular da saygıyı hakediyor. Ama bir de olayın şu noktası var. Yukarda saydığın tüm oyuncular kariyerleri boyunca en fazla 4 takım değiştirdiler. Demek istediğim bir oyuncunun 30’lu yaşlarda hala daha ilk günkü hırsla oynamasını sağlayan istikrar ve belki de takım sevgisini de gözardı etmemek gerek. Yoksa Tugay bugün 38 yaşında olmasına rağmen her sene sözleşmesini uzatabiliyorsa, ben buna istikrar ve mesleki disiplin derim.

Genç ve yıldızı parlayacak oyunculara gelecek olursak, onlarca isim arasında iki Türk (veya Türk asıllı) oyuncu göze çarpıyor. İlki Bursaspor’da forma giyen 18 yaşındaki Sercan Yıldırım, diğeri ise Almanların yeni gözdesi, Werder Bremen’de forma giyen 19 yaşındaki Mesut Özil. Gelecekleri parlak. Senin de dediğin gibi Torres ve Walcott, Premier League’de zevk veren oyuncular. Benzema 20 yaşında ve Lyon’un herşeyi. Milan’ın genç forveti Pato, Aston Villa’nın golcüsü Gabriel Agbonlahor, herkesin bildiği Messi, geçen sezon Beşiktaş formasını bile terletememiş Higuain’in kardeşi Real Madrid’li Higuain, PSV Eindhoven altyapısında forma giyen ve 2018 Hollanda Milli Takımının bir parçası olmasına kesin gözüyle bakılan 16 yaşındaki Taner Taktak. Ayrıca Arsenal ortasahasının beyni olmaya aday 17 yaşındaki Jack Wilshere. Hepsi izlemeye değer, göz zevkimizi artıran, yaratıcı ve televizyon başına elimizde biramızla oturduğumuzda bizlere o birayı keyifle içtirecek oyuncular. Atletico Madrid’li Çek defans oyuncusu Ujfalusi’nin Barcelona maçı ardından alınan 6-1’lik mağlubiyet sonrası arkadaşlarına söylediği bir cümle bize gelecek adına ümit vermeye yetiyor. ‘Hayat, adamı Messi'li Barça karşısına defans oyuncusu olarak çıkarmasın’.

Türkiye’de bu yıl Fenerbahçe asırlık tarihine ihanet ediyorcasına kötü başladı...

O.D: Geçen yıl tarihinin en iyi yurt dışı başarısını yakalayıp, Avrupa’nın ilk sekizi içine giren Fenerbahçe, bu yıl Avrupa Şampiyonu olmuş İspanya’nın hocası ile asırlık tarihinin en kötü başlangıcını yaptı. Bu konuda söylenecek çok söz var. Bir kere Avrupa’nın zirvesine çıkmaya aday bir kulüp bu hallere düşerse yönetim kusuru var diye düşünüyorum... Aziz Yıldırım ve ekibi Fener’in fiziki alt yapısını bir “müteaahit başkan” sıfatıyla çok iyi kurmuş olabilir. Sahası, Feneriumu, taraftar aktiviteleri ile herşey mükemmel ama üst yapı? Yani sahaya çıkacak ve oynayacak 11 kişiyi yan yana getiremezseniz her şey çökmeye mahkumdur ve hiçbir anlamı olmaz yaptıklarınızın... Yani sahada galip gelemezseniz ne sahanızın anlamı vardır, çünkü boş kalır, ne de Fenerium’un, çünkü malı satamaz! Fenerbahçe kötü yönetiliyor. 2 kez kendisini arka arkaya şampiyon yapıp 3. yılında son maç şampiyonluğu kaybeden bir hocayı yani Daum’u kovuyorsun. Seni Avrupa’da gelebileceğin en iyi yere taşıyan hocan Zico’ya aynısını yapıyorsun. Takımın yıldızı (para istedi diye) Aurelio’yu satıp, çok üstünde paralar verip başka oyuncu alıyorsun ve başarı bekliyorsun. Herhalde Fener daha çok bekleyecek Deniz...

D.K: Bu soruyu cevaplarken ne kadar objektif olabileceğimi bilmiyorum Okan abi, ama elimden geleni yapacağım. Aziz Yıldırım çok akıllı bir insan, çok tecrübeli bir ‘yönetici’. Göz boyamasını çok iyi biliyor. 10 buçuk yıllık başkanlık sürecinde 6 Galatasaray, 1 de Beşiktaş şampiyonluğu yaşadı. Başarısız geçen her sezon ardından yeni hamleler yaparak (stadyum inşası, tribün inşası) bugüne kadar geldi. Geçen sene ise tüm tarftarların gözünü bir kez daha boyayarak Zico’yu gönderdi. Aragones ve Guizaiyı aldı, Aurelio elden kaçtı. Elinde İspanya’nın şimdiye kadar gelmiş en iyi kadrosu bulunurken şampiyon olan Aragones’e ben çok iyi teknik adam demem, diyemem. Bana göre iyi teknik adam, ‘çoğu kişi gülebilir ama’ Abdullah Avcı gibi teknik adamdır. Elinde sıfırdan kadro ile lige tutunmayı başarabilen, büyüklere kök söktüren... Aurelio yerine Josico gelince sevinenlere şu anda gülüyorum sadece...Fenere de Rıdvan Dilmen gerek. Başarılı geçen maçlar ardından sadece MTK yenilgisi sonrası ( o da Rüştü’nün yedigi hatalı gollerden) hemen görevden alınan bir teknik adam. O’da artık Aziz Yıldırım ile çalışmaz ki...
Geçen hafta yazdığımız ‘kulüplerin zengin işadamları tarafından satın alınmasının’ bir örneği var Fenerde, kim ne derse desin. Aziz Yıldırım’da o kadar para akıttıktan sonra gitmez ki bu camiadan... Bence de bekleycekler Okan abi, hemde bu sefer belki bir sezon değil, daha fazla da sürebilir. 5-10 yılda kazanılmış ve oturmuş bir yapıyı yıktılar ne de olsa...

Türkiyede antrenör kıyma makinesi çalışmaya devam edecek mi? Neden?

D.K: Lig TV, iş ve işçi bulma kurumu gibi oldu bu aralar... Ümit Kayıhan, Hikmet Karaman derken şimdi de Mustafa Denizli. İş isteyen Lig TV yorumcusu oluyor önce... 4.5 senede 5 teknik adam değiştiren Beşiktaş ‘kıyma makinesi’, Demirören de ‘kasap’ adeta... Olayı Türkiye üzerinde düşünecek olursak, kimse kimseye gülemez. Ama Anadolu takımları fazla hayalci... Üç hafta içinde Raşit Çetiner’i görevden alan Konyaspor yönetimi, yeni teknik adam ile şampiyon olacağını mı düşünüyor acaba? Yımaz Vural, Rıza Çalımbay, Hikmet Karaman, Giray Bulak, Samet Aybaba, Güvenç Kurtar... Hangi takımları çalıştırdıklarını kendileri bile bilmiyorlardır eminim... Ne diyeyim Okan abi, felsefe yanlış, sabır yok... Bu makine hiç durmaz, herkes kardeş kardeş takım yönetir işte... İtalya’da da aynı senaryo yok mu? Belli başlı teknik adamlar, dönüp dolaşıp takım yönetiyorlar işte... Kıbrıs da aynı terane, Türkiye de...

OD: Haklısın Deniz, kıyma makinesi çalışmaya devam edecek ve Türkiye’de futbol istikrarlı bir şekilde maalesef gelişemeyecek. Anlık başarılarla Avrupa ve dünya’da başarılar gelecek ama istikrar gelmeyecek. Yani Fener bir yıl Avrupa 8. olacak ertesi yıl ise mum ile aranacak. Türkiye milli takımı Dünya 3.sü olacak ama 2 yıl sonra Avrupa Şampiyonasında finallere kalamayacak gibi... Sen yukarıda çok güzel örnekler verdin. Ben alt liglerden bir rekor örnekle seni tamamlayım. Geçmiş yıllarda Türkiye liglerinde Güney’in fırtına takımı olup şimdi alt liglerde mücadele eden Adanaspor 6. hafta 3. teknik adamı değiştirdi! Tabi ki Adana’ya gülmeye gerek yok, Fener, Galatasaray ve Beşiktaş daha ilk haftalardan itibaren yeni teknik adamlar aramaya başlarsa diğerlerinin vay haline... Heralde ilk 7 yılında takımını şampiyon yapamadığı halde bu yıl 22 yılını kutlayan Alex Ferguson ve ManU örneğini buralarda bulmak ne şimdi ne de gelecekte bulmak kolay olmayacak. Yada son 5 yıldır kupa görmeyen 10 küsur yıllık Arsene Wenger ve Arsenal örneği de buralara uğramayacak en azından!

Hiç yorum yok: