23 Nisan 2009 Perşembe

FutbolPedia 24

Hafızalardaki kareler...

(Fotoların üstüne tıklayınca büyümeleri gerekmektedir. Şimdiden mesuliyet kabul etmiyorum)

D.K: Bazı anlar vardır bu oyunda... Yakalanan bu saniyeler, bir ömür boyu özdeşleşir fotoğrafın içindeki kahraman ile. Bazen bu kişi veya kişiler kahramanlık pozları veririken, bazen hafızamızda kötü izler bırakırlar. Ama demişler ya ‘reklamın iyisi kötüsü olmaz’ diye. Bu da öyle hesap işte. Abilerimiz daha iyi hatırlayabilir bu fotoğrafları, belki de yüzlerinde bir tebessüm de oluşur. O dönemlere yetişememiş gençler ise, olayın tamamını hatırlamasa da, bir fikir oluşabilir kafalarında. ‘Futbol dilencisi’yiz hepimiz, güzel bir maç için dolanıyoruz her hafta sonu etraflarda. Okan abim de bu futbol dilencilerinin aklına yer edinmiş fotoğraflar ile çıkıverdi bu hafta. Ben başlıyorum efendim izninizle. Son sözü büyüklerimize bırakalım. İki haftalık bir seri olacak sanırım, seçtiğimiz 10 fotoğrafın geri sayımını yapalım bir şekil. Haftaya da birinciyi açıklarız, sürpriz olur hem de sizlere.



10 numara ile başlayalım. Takvim yaprakları 4 Mart 1972’yi göstermekte. Futbolun hafızalara siyah-beyaz kazındığı yıllar. Yer Tottenham’ın mabedi White Hart Lane. Spurs, Manchester United ile karşılaşıyor. Sahanın içinde, nerden geldikleri belli olmayan, muhtemelen Pazar alışverişinden çıka gelmiş iki teyzemiz var. Oyuncular maçın atmosferine kendilerini kaptırmışken, teyzelerimizde ‘Noluyor burda’ havası hakim. Yaklaşık 55,000 kişi içersinde muhteşem bir kompozisyon yakalanmış. Teyzelerden birinin yüzünde ise tam bir ‘Koca koca adamlar napıyor burda?’ havası var. Futbol böyle bir şey teyzeciğim işte... 22 kişi deli gibi koşturur, 55,000 kişi de onları sanki ‘Margaret Thatcher’ konuşuyormuş gibi izler...



9 numara. Dedik ya bu kareler bazılarını kahraman yaparken, bazılarını hain ve ‘nefret edilen adam’ kimliğine sokar. Onlardan biri işte. Biraz gerilere gidelim. 1966 yılında futbolun doğduğu ülkede, İngiltere’de yapılan Dünya Kupası’nı Kraliçe Elizabeth’in ellerinde kaldırır Bobby Moore... Yıllar geçer aradan, Fransızların asi çocuğu Eric Cantona bu ülkede futbol oynamaya başlar. Cantona kalkık yakaları ile İngiltere’yi sallarken, sponsoru olan firma çok cin bir reklama imzasını atar. ‘1966 yılı İngiltere futbolu için muazzam bir yıldı’ diye başlayan reklamın devamında herkes ‘çünkü o sene İngiltere Dünya Kupası’nı aldı’ denmesini beklerken, aldıkları cevap ‘çünkü o sene Cantona dünyaya gelmişti’ olur. Ama bu efsane 25 Ocak 1995 yılında oynanan Manchester United-Crystaal Palace maçında belki de gollerinden daha fazla hatırlanacak bir olaya imzasını atar. Bir gece önce Bruce Lee filmi izlediğine dair (!) efsanelerin konuşulduğu maçta Cantona, bir Crystal Palace seyircisine karatecileri aratmayacak şekilde öyle bir uçan tekme atar ki, yıllar sonra bile Cantona denince akla ilk bu sahne gelir. Olayın ilginç tarafı, seyircinin hiç bir şekilde Cantona’nın annesi ile olaya girmek istememesi, küfür bile etmemesidir. Tek suçu, ‘Hadi dışarı Cantona, senin duş vaktin gelmiş, senin için erken bir duş olacak’ demesi. Hayatı boyunca göğsünde taşıyacağı 3-5 çivi izi ile yaşayacak artık. İmza almak daha iyi gibi geliyor bana yine de...



8 numara. ‘Kanlı Kasap’ adı verilen fotoğraf, kahramanın ismi Terry Butcher olunca daha da anlamlı oluyor. 6 Eylül 1989 yılında, İsveç Solna’da oynanan İngiltere-İsveç maçına kaptan olarak çıkan Butcher, maçın ilk yarısında kafasını yara. Maçtan sonra ise çok güzel bir açıklama yapar. ‘Beyaz forma giydiğimiz için daha bir efsanevi gözüktü’ der ve devam eder: ‘Benim bir otelim vardı. Ama sanırım bu fotoğraf yemek salonuna asabileceğim cinsten değildi. En iyisi çocuklarımı şömineden uzak tutmak için kullanayım ben bunu...’
7 numara. Vinnie Jones... Şimdilerin film oyuncusu. Ama bu fotoğraf, zamanında Paul Gascoigne’in modüllerini ezdiği değil... 1989-90 sezonunda lig maçı öncesi ısınmasında, 2-3 yaşlarındaki maskot çocuktan topu almak için ‘çift dalar’ Vinnie. Maçı kenardan izleyen çocuğun babası, bu kareyi yakalarken şunları söyler: ‘Kötü bir amacı olmadığını biliyordum. Zaten müdahele yaptığı 10 topun 9’unda başarısız olan bir adamdan da temiz bir hareket bekleyemezdim.’



6 numara. Takımım... Liverpool... Yer, mabet, yani Anfield. KOP’u bilenler bilirler, ne kadar efsanevi bir tribündür. İkiz kulelerin yıkılmasından birkaç sene önce 11 Eylül 1999’da çekilen bu fotoğraf, tribün ruhunu anlatıyor adeta. Taraftarın maça nasıl hakim olduğunu, maça etkisini, nasıl bir anda sahadaki temsilcileri ile ‘tek’ hale gelebildiklerini gösteriyor bizlere. Fotoğrafı çeken Phil Noble’da aynı şeyleri düşünüyor olsa gerek. ‘Liverpool taraftarı olmak böyle birşey işte’ diyor. ‘Ama az kalsın fotoğrafı beğenmeyip silecektim, KOP’u son anda farkettim’ demeyi de ihmal etmiyor. Tribünlerdeki binlerce taraftarın yakından tanıdığımız Song, Smicer ve Owen ile nasıl kaçan gole yandıklarını görüyorsunuz. Hele o Owen’da öyle bir ifade ver ki, ‘Abi nasıl kaçırdım ya, özür dilerim’ der gibi bakıyor taraftarlara. Taraftarlarda da ‘Olur Owencım, bu seferkini atarsın, yine bize koşarsın’ diyor adeta...



5 ve bu haftaki son fotoğrafımız. Tarih 7 Haziran 1970. İngiltere, 4 sene önce kazandığı Dünya Kupası’nı korumak amacında. Karşılarında ‘bana göre’ dünyanın en iyi ikinci oyuncusu Pele’yi barındıran Brezilya. Mücadele ile teknik karşı karşıya. Brezilya maçı 1-0 alıyor, maç sonrası iki efsane Pele ile Bobby Moore. Ne kadar da sıcak bir sohbet. Ama ondan ziyade, o zamanlar fazla kullanılmayan renki fotoğraf çekimi bizlere çok şey anlatıyor. Siyah ile beyaz, Güney Amerika ile Avrupa, Brezilya ile İngiltere ve iki efsane... Tarihe geçmiş bir fotoğraf...
Söz sırası şimdi Okan abide... Onun bu fotoğraflar içerisinde birebir hatırladıkları olduğuna eminim. Gelecek hafta kalan 5 fotoğraf ile serimizi sonlandıracağız.

OD:
Evet Deniz sen fotoğrafların dilini iyi okumuşsun. Bu fotoğraflar 2001 yılında Total FOOTBALL dergisinin Ağustos sayısında yayınlanmış, ' The 50 Geratest Football Photos of All Time' yarışmasının sonucunda ilk 50 sırayı alanlar içinden seçilmiştir. Yani tüm zamanların en iyi 50 futbol fotoğrafı içinden sizler için seçtiğimiz 10 fotoğrafı iki hafta sayfalarımıza koymaya karar verdik. Belki de bugüne kadar hiçbir yerde görmediğiniz bu fotoğraflar en bizim kadar sizlerin de ilgisini çekecek. Bu anları yakalamak ve onlardaki derin anlamı hissetmek beni futbola bir kez daha aşık etmiştir. 'The Stories Behind The Most Stunning Images Ever Captured' diyerek Total Football dergisi de fotoğrafların gerisindeki hikayelere vurgu yapmış ki Deniz bunu yazısında fotoğrafları bir bir ele alırken çok iyi anlatmış.
Cantona'nın 1995 yılında Crystal Palace taraftarına yaptığı kung-fu bir yerde futbol hayatının da dönüm noktası olmuştur. Uzun bir süre futboldan men cezası almış ve bir daha eskisi gibi sahalardaki popülaritesini yakalayamamıştır.
Vinni Jones da oynadığı dönemlerde ırkçı bir futbolcu olarak nam salmış ve sert futbolu ile sevilmeyen bir futbolcu olmuştur. Küçücük bir çocuğa maç öncesi bir çift dalarken 'isteyerek olmadı, sadece geç kalmışım topa vururken' demiştir. Çocuğun babasının cavabı da Denizin satırlarında olduğu gibidir!
Herkese iyi keyifler dilerken bu fotoğraflardaki ilk 5 sırayı alanları gelecek hafta muhakkak takip etmenizi ve kaçırmamanızı önereceğim sizlere.

Hiç yorum yok: