2 Ağustos 2009 Pazar

Ada futbolu



Söz konusu futbol olunca futbolun insanları ortak bir noktada birleştirdiği görüşü her zaman ortadadır. Gerek arkadaşlarınızla farklı takımları tutun gerekse onlarla aynı takımları, işte oluşan bu kümelerde ortak nokta her zaman futboldur.
“Futbol insanları birleştirir” felsefesinden yola çıkarak kendi ülkemizde, Kıbrıs’ta yüz yıla yakın bir süre içerisinde adanın Osmanlılar tarafından İngilizlere devredildiği tarihlerden günümüze kadar geçen bir asırlık geçmişi var ülkemiz futbolunun. Var olmasına var da şimdilerde kuzey ve güney olarak ikiye bölünmüş Kıbrıs’taki futbol yaklaşık yarım asır bir bütün olarak oynandı. Ondan sonra yaşanan olaylarla beraber ayrılan futbol federasyonları, adanın ortasına çekilen “Yeşil Hat” sınırı ile Kıbrıslı Türkler günümüzde tanınmamanın vermiş olduğu ağır yükle ambargolara maruz kalırken, Kıbrıslı Rumlar hepimizin bildiği gibi geçtiğimiz futbol sezonunda Anorthosis ile birlikte Avrupa’nın kulüpler bazında en önemli organizasyonu olan Şampiyonlar Ligi’nde mücadele edecek kadar kendi futbollarını geliştirdiler.
(Fotoğraf: Lefkoşa'da bulunan Taksim Stadı'nda Takviyeli Gençlik Gücü'nü 16-1 yenen Galatasaray maçı öncesi hava atışı sırasında çekilmiştir. Sağda Galatasaray'ın unutulmaz kalecilerinden Turgay Şeren)
Anorthosis’in başardığı mucizevi başarının yerini bu sene UEFA Avrupa Ligi 2’nci ön eleme turunda Karadağ’ın Petrovac takımına elenerek hüsran alırken, şimdilerde geçtiğimiz yıllarda Trabzonspor ile oynamış diğer bir Güney Kıbrıs takımı APOEL, Şampiyonlar Ligi 2’nci ön eleme ilk maçında Sırbistan takımlarından Partizan’ı 2-0 yenerek avantajlı bir skor elde etti.
Kıbrıs adasının 1878 yılında Osmanlılar tarafından İngilizlere kiralanması sonrası futbolun beşiği İngiltere’de hızla yayılmakta olan futbol Kıbrıs’ta da izlerini hissettirmeye başladı. Ardından 1900’lü yılların başında yavaşça Türklerin ve Rumların takımlar kurarak kendi aralarında futbol oynaması ile yaygınlaştı.
Kurulan yerel takımlar ile birlikte 1934 yılında Kıbrıs Futbol Federasyonu (CFA) kuruldu ki o zamanlar adada ne bir bölünmüşlük vardı ne de bir kargaşa(!) Kıbrıslı Rumlar ve Türklerin bulunduğu bir yapı ile futbol maçları resmi bir şekilde oynanmaya başladı. 1948 yılında FIFA’ya üye olan federasyon çatısı altında Rum takımlar ile birlikte 5 Türk ve 1 Ermeni takımda bulunmaktaydı.
Kıbrıslı Rumlar ve Türklerin birlikte oynadıkları dönemlerde düzenlenen liglerde özellikle Türk takımlarından Çetinkaya, Kıbrıs Ligi şampiyonluğu yaşadığı 1951 yılının ardından adadaki gergin atmosfer patlak verdi ve CFA kilisenin etkisinde kalarak Türk takımlarını ligden ihraç etti. İki toplum arasındaki kargaşanın temel nedeninin ise İngilizler'in iki toplumu birbirine kışkırtarak adada bir çözümsüzlük ortamı yaratmak ve emperyalis bir yaklaşım olan "böl ve yönet politikası"nı adaya yansıtmaktı. Bu doğrultuda kilise üzerinde etkileri sonuç verdi.
Bununla beraber Kıbrıs Türk Futbol Federasyonu 1955 yılında kurularak Türk takımlarını bir çatı altında topladı ve günümüze kadar faaliyet gösterme başarısı gösterdi. Çünkü 1974 yılında adanın iki kesimli olmasıyla beraber Kıbrıslı Türkler hiçbir dışa açılma olmadan kendi içlerinde futbol oynamaya günümüze kadar devam etti. Kıbrıslı Rumlarda 1962 yılında UEFA’ya üye olarak geçtiğimiz sezon hepimizin yakından takip etme fırsatı bulduğu Anorthosis’in Şampiyonlar Ligi’nde elde ettiği başarıya tanıklık etti.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin 1983 yılında kurulmasıyla beraber gayri yasal bir ülke olduğu öne sürülerek dünya tarafından tanınmaması ile ülke sporu üzerine ambargolar konarak özellikle ülke futbolununda gelişmesi engellendi. KKTC’yi tek tanıyan Türkiye bile FIFA ve UEFA’nın baskıları ile kendi takımları ile bu ambargolar yüzünden ülkemize gelip maç yapamazken tabir yerindeyse “kendi yağımızla kendi ciğerimizi kavurur” bir durumda adanın kuzeyinde futbol oynamaya çalışmaktayız. Fotoğraftada gördüğünüz gibi bu maç henüz ambargonun "a"sının olmadığı dönemde çekilmiştir.
İşin ilginç tarafı dünya tarafından tanınan CFA’nın kurucu üyeleri arasında Türk takımları olmasına karşın bu ambargolar yüzünden Türk takımları yurt dışına açılamamakta, kendi içimizde nere kadar gideceği belli olmayan bir düzenle ve ilerisi için bir çözüm olması ümidi ile futbol oynamaktayız.
2003 yılına kadar adanın kuzeyi ile güneyi arasında karşılıklı geçiş yoktu. 2003 yılında alınan bir karar ile yavaş yavaş günümüze kadar açılan birçok sınır kapısı ile birlikte adanın güneyine giderek gerek kulüp bazında gerekse milli takımlar bazında gelen takımların Kıbrıslı Rum takımlar ile yaptıkları maçları çoğu zaman gidip izleme fırsatı yakalıyoruz. Bunun yanında gittiğim maçlarda birkaç Kıbrıslı Rumla futbol adına güzel ilişkilerimiz bulunmaktadır...

Hiç yorum yok: